Yanağımdan süzülen gözyaşlarım artık sadece yastığımın göğsünü ıslatıyordu. İçimde derin bir yara vardı. Parçalanmışlığın yarası. Dört bir yanıma dağılan her bir parçamı düşündükçe boğazım düğümleniyordu. Yutkunamıyordum. Güz yaşlarım akarken toprağıma, içimdeki tüm hayat belirtilerini teker teker öldürüyordu. İçimde büyük bir boşluk vardı. Hani, kendimi kendi boşluğuma bıraksam boşluğun sonu gelmeyecek, sonsuza dek düşecek gibiydim. Kim bilir ne zaman sona erecekti bu boşluk! Ya da ne zaman iyileşirdi benim de yaralarım…
01 Aralık 2009
İçimdeki boşluğun acısı…
Yanağımdan süzülen gözyaşlarım artık sadece yastığımın göğsünü ıslatıyordu. İçimde derin bir yara vardı. Parçalanmışlığın yarası. Dört bir yanıma dağılan her bir parçamı düşündükçe boğazım düğümleniyordu. Yutkunamıyordum. Güz yaşlarım akarken toprağıma, içimdeki tüm hayat belirtilerini teker teker öldürüyordu. İçimde büyük bir boşluk vardı. Hani, kendimi kendi boşluğuma bıraksam boşluğun sonu gelmeyecek, sonsuza dek düşecek gibiydim. Kim bilir ne zaman sona erecekti bu boşluk! Ya da ne zaman iyileşirdi benim de yaralarım…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
Çok güzel!! özellikle
"Hani, kendimi kendi boşluğuma bıraksam boşluğun sonu gelmeyecek, sonsuza dek düşecek gibiydim."
bitirdi beni!!
Yorum Gönder