24 Mayıs 2009

Bizi seyretmek

Dışarıda esen rüzgâr ruhumun boğazını sıkarken, aklımdan geçen tek şey kanatlarımı takıp gözlerinin hizasına uçmaktı. Sonunda o mutlu an gelip çatmıştı. Kanatlarımı takıp, gözlerimi de kapatarak kendimi senin kollarına bıraktım. Elbette, sen yokken kapattığım kapılarımı açmam biraz zaman alacaktı. Sen bir kayıkla yaklaşırken gözyaşı okyanusumdaki adaya, ben bir martı olmuştum seni yalnız bırakmamak için. Bensiz geçen o süre içinde o kızgın, acımasız ve sert dalgalar çok yormuştu seni. Ve beni tek üzen şey senin bu kadar yorulman olmuştu. Gözlerine baktığımda yaşayacağımı ümit ettiğim duygular gözyaşı damlalarına dönüşmüştü. Aynı senin gözbebeklerinden damlayanlar gibi… Gözbebeklerimiz buluştuğunda ise heyecanlıydım, sabırsızdım, üzgündüm. Duygularımın en zirvesinde olduğum bir anda, kaybolurken gözbebeklerinde, sadece ellerinde huzuru tutmuştum. Kollarının arasına aldığında ise küçücük kalmıştım yine. Şimdi; zaman denilen ilacı günde yirmi dört kez yudumluyoruz seninle… Ilık bir sevgi esintisi vuruyor dağılan saç tellerimin arasından, ikimizin kalbine. Ve gözyaşı okyanusumdaki adamda devam ediyoruz, kaldığımız yerden bizi izlemeye…

0 yorum: