
Yalnızlık vurdu kıyılarıma bugün. Gözyaşlarıyla yıkanmaktan şişmişti hayallerimin cesedi. Ve kimsesizliğin keskin kokusu yayılıyordu cesetten. O keskin kokunun içinde karanlıkta bir yol arıyordum kendime. Karanlık bastırdıkça, gözyaşlarımın okyanusunda boğuluyordum. Sonunda daldım gittim ben de; karanlıktan bir nebze uzaklaşmak adına gözyaşı okyanusuma. Ne gemiler vardı denizlerimde kimsesiz kalmış. Ne hayal cesetleri vardı o gemilerin içinde… Okyanusumun dibinde adım atacak yer kalmamıştı. Karar verdim okyanusumun dibinden tüm gemileri çıkarmaya. Yine imkânsızı istiyordum kimsesizce… Ve sen çok uzaklardaydın bana. Gözyaşlarımın içinde yüzüyordun büyük bir sabırla bana gelmek için. Seni istiyordum yanımda ama o çok sevdiğim yalnızlığımı da bırakmak istemiyordum. Zaman zaman senden kaçıp gözyaşı okyanusumun içindeki batık gemilerde oyunlar oynamayı çok seviyordum; tüm masumiyetimle… Kimsesiz kalmak istiyordum bazen. Ama kimsesiz kalmaktan da çok korkuyordum. Hem benim elimi tutup hem de bana kimsesizliğimi yaşatabilir miydin? Aslında tek istediğim her an senin yanında olmaktı. Ama en sonunda döneceğim yer batık gemilerim olduğu için onlardan vazgeçmek de istemiyordum. Tüm bu düşünceler arasında çıkıyordum daldığım okyanustan; burnumda hayallerimin ceset kokusu. Şafağa az kalmıştı nasıl olsa…
İpek Poyraz / 13.04.2009 – 02:22

0 yorum:
Yorum Gönder